Himalaya Kristal Tuzu ile Ağız ve Diş Temizliği
Tuz, ağız ve diş temizliği için son derece uygun bir maddedir. Diş taşı oluşumunu ve diş çürümesini önler. Diş problemlerinin çoğu ağız ve gırtlak kısmındaki fazla asitleşmeden meydana gelmektedir. Eğer diş taşı problemiyle karşı karşıya iseniz bunu SOLE ile çözümleyebilirsiniz. Tuz ile nötr bir ağız florası yapılandırılır. Ağız florasının nötrleşmesiyle birlikte mevcut hastalıklar iyileşip, ağız ve gırtlak florası da oluşabilecek hastalıklara karşı korunur ve diş minesi de tazelenir. 1098 – 1179 tarihleri arasında yaşamış Alman düşünür, yazar, besteci, doktor, başrahibe Hildegard von Bingen de o dönemlerde tuzu ağız ve diş sağlığında kullanıyordu ve tavsiye ediyordu.
Tuzun ağız ve dişler için kullanımı: Her sabah dişlerinizi konsantre SOLE ile fırçalayınız. Ağza alınan SOLE dilimizin yardımıyla dişlerin arasından geçirilerek çalkalanır. Daha sonra ise gargara yapılarak tükürülür. Bu işlem yaklaşık 3 dakika kadar sürmektedir.
Doğal deodorant
Tuz doğal bir deodoranttır. Dezenfekte edici ve nötrleştirici özelliğiyle istenmeyen kokuları oluşturan mikrop ve bakterilerin üremesini önler. Bir tuz kristalini alıp biraz su ile ıslatın ve bedeninizin gerekli bölgelerine sürün.
Ağır metal yüklenmeleri
Birçok insan farkına varmadan Kurşun, Kadmiyum, Arsenik, Paladyum veya Amalgam gibi ağır metal yüklenmesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Yalnız yeryüzü ile hava bu metallerle kirli değil.
Yıllarca, örneğin diş tedavisinde, Amalgam gibi toksik maddeler veya Paladyum ihtiva eden karışımlar tatbik edilmiştir.
Bu zehirler organizmamızı zorlamaktadır, çünkü bunlar vücudumuz tarafından dışarı atılamamaktadır. Burada spesifik olmayan semptomlar, baş ağrısı veya çabuk yorulma, depresyon, canlılık kaybı vb. durumlar meydana gelmektedir.
Himalaya Tuz Kristali (Doğal Tuz) bütün bu zehirli maddeleri vücudumuzdan atmaya yardımcı olabilir.
Ağır metal yüklenmelerinde Tuz kullanımı
Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.
Burada en önemlisi, gün boyunca bol bol iyi ve az mineralli içme suyu (kaynak suyu) içmenizdir ki vücudunuz iyonize olmuş ağır metalleri dışarı atabilsin.
Yoksa içimizde olan bu ağır metaller sürekli hareket halinde olup, şikâyetlerin artmasına sebep olabilirler.
Sindirim şikâyetleri ve metabolizma bozukluğu
Sindirim şikâyetleri, romatizmal hastalıkların yanı sıra batı dünyasında en çok rastlanan şikâyetlerdir.
Nedenleri ise çoğunlukla aynıdır: Hareket azlığı, sağlıksız yaşam ritmi, yetersiz beslenme ve su eksikliğidir. Buna bağlı olarak, mide bozuklukları, ishal, kabızlık, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıkları, yüksek kan yağları ve ürik asit veya diyabet (şeker hastalığı) ve çürümeler meydana gelir.
Elbette esas olan, tüm bu hastalık tabloları için, sağlıklı ve dengeli beslenmenin gerekli olduğudur. Sağlıklı olmak veya sağlığını kazanmak her insan için temeldir. Esas itibariyle yiyeceklerimizin doğal ve besleyici olması gerekmektedir. Yiyeceklerin taze ve diri olmasına dikkat edilmelidir. Doğallığı bozulmuş beyaz un, tatlı ve konserve yiyeceklerden sakınılmalıdır. Bazik (alkalik) bir beslenme tercih edilmelidir.
İnsanların çoğunluğu, birçok hastalığın çıkış noktası olan durumu ekşi bir metabolizma ile yaşamaktadır. Bazik (alkalik) yiyecekler arasında, meyve (yaş), sebze, salata ve kızıl buğday sayılır. Ekşilik (asit) sağlayıcılar ise, tatlıların tümü, et, salam/sosis, yumurta ve süt ürünleridir. Ceviz/Fındık ve bitkisel yağlar ise nötrdür. Yemeğinizi hazırlarken özellikle yüksek değerli soğuk pres edilmiş bitkisel yağlar tercih edilmelidir. Böylece kolesterin düzeyi dahi indirilebilir.
Dengeli bir beslenme, 2/3 bazik (alkalik) yiyecekler ile 1/3’ü ekşilik (asit) sağlayıcılarından oluşur. Bu arada su içmeyi de unutmayınız. Vücudunuzun beher kilogramı için her gün 30 mililitre iyi, taze ve düşük mineralli kaynak suyu içiniz.
SOLE (soley) ile uygulayacağınız bir içme kürü ile kısa zamanda, sindirim şikâyetleriniz tarih olacaktır. Bu SOLE (soley) sindirim organlarımızın Peristaltik‘ini uyarır, mide asidini dengeler, karaciğer ve pankreasın sindirim özsularını üretmelerine destek olup, büyük aptesti ve metabolizmayı düzenler ve asidik bazları uyumlu kılar.
Kadın rahatsızlıkları (hastalıkları)
Kadın olmak bugünlerde birçok rolü üstlenmeyi gerektirmektedir.
Klasik sorumluluklarının, ev kadını, annelik ve sevgili olmanın yanı sıra evini geçindirmek ve yaşamını sürdürebilmek için mesleki hayata atılması da yükünü arttırmaktadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise enerjiye mal olup, kronik yorgunluk / bitkinlik
durumlarına sebep olur. Buna ilaveten, kadın bünyesinin kendine özgü tipik kadın hastalıkları eklenmektedir. Bunlar arasında adet günleri rahatsızlıkları, premenstrüel sendrom, batın ağrıları, kaşındırıcı veya yakıcı akıntılar, vajinal kuruluk, virütik, mantar veya bakteriyel enfeksiyonlar ve menopoz sayılabilir.
Himalaya Kristal Tuzu ile bakteriler, mantarlar ve virüsler yok edilir, gelişmeleri önlenir.
Mukoza tekrar doğal nemine kavuşup yenilenir ve kendini yeni enfeksiyonlardan daha iyi korur.
Kadın rahatsızlıklarında (hastalıkları) Himalaya Tuz Kristali kullanımı
Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.
Lokal rahatsızlıklarda, akıntı, kuru mukoza veya enfeksiyonlarda SOLE oturma banyosu tatbik edilebilir. Burada SOLE ün konsantrasyonu % 3 ila %8 olup 37 santigrat derece ısıda olmalıdır.
Başlangıçta tüm vücut SOLE banyosu ise en fazla % 2 konsantrasyona sahip olmalıdır (l00 litre suya en fazla 2 Kg Tuz ilave edilir) . Burada yine suyun ısısının 37 santigrat dereceden fazla olmamasına dikkat edilmelidir.
Kendinizi yenilemek ve enerji kazanmak için Himalaya Kristal Tuzlarıyla yapacağınız bir banyoya zaman ayırın.
Kanser
Kanser denilince ilk akla gelen, kontrolsüz, yok edici, bozulmuş (yozlaşmış) hücrelerin
gelişerek büyümesidir.
Bu teşhis bile kendi başına bir ölüm fermanı gibi kabul görmektedir.
Kanserin manası, enerji eksikliğinden doğan vücudumuzdaki düzensizlik, kaos ‘dur. Bu eksikliğin sebepleri çok yönlü olabilir. Örneğin genetik yaradılış, yanlış beslenme ve bulunulan çevre koşulları.
En önemlileri arasında psikolojik faktörler, negatif düşünce ve duygular, eşlerin birbirleri ve kendilerine karşı sevgisizlikleri, yaşam korkuları, sürekli stres veya agresif/saldırgan çevre (muhit) sayılabilir. Bütün bu sayılan durumlardan dolayı vücudumuzun frekans yapısı yok edilmektedir
Biz burada kanserin tuz ile tedavi edilebileceğini ileri sürerek hak iddia etmek istemiyoruz.
Buna rağmen Himalaya Kristal Tuz terapisi ile vücudunuzun eksik olan yapısını elde edebilmesi için enerjinizi hissedilir şekilde güçlendirebilir ve tümleşik bir terapi programı içerisinde vücudunuzun kendi kendini iyileştirme güçlerini aktive edebilir ve böylece iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilirsiniz.
Bütün bunlarla birlikte sizin de çaba göstermeniz gerekecektir. Radikal bir şekilde düşüncelerinizi değiştirin – pozitif düşünüp, hareket edin. Sevdiğiniz ve etrafınızda olmalarından haz duyacağınız insanlar ile birlikte olun. Negatif stresten kaçının. Sağlıklı beslenin, bol taze kaynak suyu için ve vücudunuza bu tuz ile gerekli olan frekans yapısını verin ki enerjinizi ve vücudun tekrar yapılanmasını sağlayın.
Himalaya Kristal Tuzu’nun kanserde uygulanışı
Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.
Gün içerisinde en az 2 – 3 litre kadar taze, düşük mineralli, karbondioksitsiz kaynak suyu içiniz.
Sağlık durumunuz el verdiği takdirde arada bir SOLE banyosu yapın. Bunun için % 1’lik konsantrasyon yeterli olup SOLE ün sıcaklığı 37 santigrat derecede olmalıdır.
Kaynak: WASSER&SALZ
Urquell des Lebens
Dr. Med. Barbara Hendel / Peter Ferreira
Yasal Uyarı:
Bu sitede tanıtılan ürünlerle ilgili olarak verilen bilgiler tanıtım amaçlıdır; hastalıkların teşhis veya tedavi edilmesi, hastalıklardan korunma amacıyla kullanılmamalıdır.
Bu sitede verilen bilgiler profesyonel tıbbi yardım veya yetkili sağlık personelinin sağlayacağı destek yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili sorularınız için ve her zaman yeni bir tedavi programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Bu sitede yer alan belgelerin ve bilgilerin doğrudan veya dolaylı kullanımı veya yorumu (veya hatalı kullanımı/yorumu) sonucu ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili olarak firmamız sorumlu tutulamaz.